Bugün yeterince ağladığım için makyajımı temizlememe gerek kalmadı. Güne geceden kalma makyajla mı başlamak, ağladıktan sonra akan makyajla koltukta bi' yerlerde uyuyakalmak mı daha acınası bilmiyorum. "Acınası" kelimesini çok düşündüm. Çünkü bugün kendime acıdım. Sonra gözlerimin siyahını pembe sweetshirtime sildim. Şarjörü doldurdum. Evden kendimi dışarı attım. Çok değil on dakika önce denizin dibinde bağırarak ağlıyordum, evde istediğim kadar bağıramadığım için. Gelsindi polisler, gelsindi köşede pet şişede demlenen dayı, düşsündü üstümden geçen tüm uçaklar; çünkü bunları hissetmeyi ben istemedim. Bipoları ben seçmedim ve o beni tüketti bugün.
Böyle anlarda parıltımın beni terk ettiğine inanıyorum. Kendimi unutuyorum. Neler yapabildiğimi, neler başardığımı....Bu tökezlemeler sık sık olunca artık başarmak da istemiyorum. Bi' nevi kendinden vazgeçme hâli. Bugün kendimden vazgeçtim. Bugün durup ağlamayı, bu hislere meydan okumak yerine ona teslim olmayı seçtim. Çünkü bazen çökersin.
Bugün, kendi gerçekliğimi yitirdim. Üstüme olmayan bütün kıyafetleri çıkarıp çırılçıplak ağladım. Sanki hiçbirisi benim değildi. Olmak istediğim, varmak istediğim yine bu değildi. Ama neydi?